29 Mart 2012 Perşembe

Parkta Kesilen Kediler İçin ne Yapabiliriz?


Değerli arkadaşlar, hepinizin  yüreğini burkan bu durum için  elimden gelen her şeyi yapmağa çalışıyorum. Sabah  erkenden görüntü alabilir miyim umudu ile parka  gittim. Ne yazık ki  yaralı iki kedi de ortalıkta yoktu. Sekiz on kediden oluşan gruptan sadece üç kedi geldi mama yemek için. Ben de sadece onları görüntüleyebildim. Sabah  rastladığım esnaf komşularla  konuşup durumu anlattım ve onlardan yazacağım dilekçeye  imza  atmalarını istedim, kabul ettiler. Aşağıdaki dilekçeyi yazdım. Gün içinde imza toplayıp muhtarlığa ve emniyete vereceğiz.
Bu arada bloğumu takip eden dostlar bilirler, şu günlerde taşınıyorum. Önceden yaptığım ayarlamalar nedeni ile şehrin öteki ucundaki yeni evime  sık sık gidip gelmek zorunda kalıyorum. Bir yandan da bu sorunu çözmeden gitmek istemiyorum. Çünkü ben gidince  parktaki canlar büyük ölçüde sahipsiz kalacaklar. Özellikle  iki yavru çok savunmasız. Biliyorsunuz ben Colette'i de aynı parkta kuyruğu ve  kulağının ucu kesilmiş olarak bulup tedavi ettirmiş ve sahiplenmiştim.
Parkta rastladığım ilk kesik olayından söz eden 9 Mart tarihli yazım: Begonvilli Ev Halleri
 Maalesef bu hayvan ikinci kez daha kötü kesildi.

İşte dilekçemiz:

Varlık Mahallesi Muhtarlığı’na
                                               ANTALYA
Bizler  Turgut Reis caddesi  sakinleri ve esnafıyız. Caddemizdeki  Belediye ekmek satış yerinin bitişiğinde bulunan  küçük parkta   biz mahalle sakinlerini  son derece tedirgin eden ve üzüntüye boğan   durumlar mevcuttur.  Dinlenme ve spor yapma amaçlı bu parkta, sıklıkla bir takım  çocuk yaştaki genç  insanların  akşam karanlığında alkol ve uyuşturucu   aldığını görmekte, onların hoş olmayan tavır ve hareketlerini gözlemlemekteyiz. Ayrıca  yine alkolik bazı yetişkinler burada sızıp sabahlamaktadır.  Asıl tehlikeli  olan  ilk gruptur. Çünkü son günlerde parkta barınan  ve hayvansever hanımlar tarafından kollanıp bakılan birkaç  sokak kedisi tesadüf olmayacak şekilde jiletle  ya da kesici bir aletle kesilmiş perişan halde ölüm kalım savaşı vermektedir. Bunlardan  yakalanabilenlerin tedavisi hayırsever vatandaşlar tarafından yaptırılmıştır. Ayrıca park  belediye tarafından  düzenli olarak temizlendiği halde  pislik içindedir. Özellikle içki şişeleri ve bardaklar her an mevcuttur.  Bu durumun  birkaç  günlük gözlem sonucu tesbiti mümkündür.   Ancak  geçici önlemler yerine köklü çözüm  bulunmasını arzu etmekteyiz.
Bu nedenle  bu parka ve  benzer durumların yaşandığı diğer  mahalle arası parklara  güvenlik kamerası konulmasını talep ediyoruz.  Bu olumsuzlukların  giderilmesi  ve  olayların faillerinin bulunması için gereğinin  yapılmasını arzederiz.
Turgut Reis cad. sakinleri



Gözümüzün önündeki vahşet!!!!


Antalya'da yaşayan hayvanseverlerden ve diğer duyarlı insanlardan yardım istiyorum!!!

İnsanlara  huzur versin, dinlenip  spor yapsınlar diye yapılan parklarda  korkunç bir vahşet yaşanıyor ve ben buna tanık oldum.  Olayların  yaşandığı anı görmedim ama  sırtları, bacakları  kesilmiş  feci durumdaki kedileri görünce çılgına döndüm...

Evet, evimin  karşısındaki küçük parkta  kedileri  acımasızca kesiyorlar...

Bir süre önce  sırtında  korkunç bir kesik  olan bir kedi gördüm. Şansım yardım etti, kediyi yakalayıp veterinere götürdüm ve tedavisi oldu. Ayrıca  hazır narkoz almışken kısırlık operasyonu da yaptırdım. Sağlığına kavuşan kediyi  ortamına bıraktım. Oradaki bir grup kedi ile birlikte düzenli olarak da  besliyordum. Bir kaç gün önce bir başka kedinin  sırtında  aynı tür   kesikler gördüm  ama onu yakalayamadım. Ertesi gün mama verirken kısmen  yara spreyini  sıkabildim. Bir kaç gün içinde yarasında iyileşme görülüyordu.. Ancak bu sabah, daha önce tedavi ettirdiğim ve kısırlaştırdığım kedide öncekinden çok daha  fazla  yeni  kesikler olduğunu  gördüm.Tüm arka ayaklarında ve  kalçalarında  feci kesikler vardı. Veterinerime telefon ederek yardım istedim. Kapanla  ve konserve mama ile geldi ama ne yazık ki yine yakalayamadık.
 (Parkta rastladığım ilk kesik olayından söz eden 9 Mart tarihli yazım: Begonvilli Ev Halleri )

 Bunlar  benim ve bir başka hanımın sokakta  beslediği, oldukça uysal  kediler. Normalde insanlardan kaçmıyorlar. Keşke kaçsalar da bunlar başlarına gelmese..Bu kedilerdeki  derin kesiklerin  nasıl olduğu  çok düşündürücü..Veterinerle durum değerlendirmesi yaparken bir hanım  geldi ve aynı olayı kendi evine yakın  başka bir parkta yaşadığını söyledi.  O hanıma göre parklarda alkol  ve uyuşturucu alan bir  grup genç insan bu korkunç olayın failleri..Geçen yıl da böyle kedi kesme olaylarına  tanık olmuş ve şikayette bulunmuş ama  sonuç alamamış. Zaten Antalya'da satanist bir grubun üyeleri bu korkunç  eylemlerini  videoya çekip  Youtube'da  bile paylaşmışlar..

Gelelim  beni şüphe içinde bırakan olaylara; aslında  bizim parkta ben böyle bir grubun  akşam karanlığında gelip  tuhaf davranışlar içinde olduklarına tanığım. Hatta  piknik masalarından birini kısmen yakmışlardı.  Alkol ya da uyuşturucu etkisinde olduklarını belli eden  durumları  vardı. Mesleğim gereği okulumuza narkotikten  zaman zaman uzmanlar gelip bizlere bilgi verirlerdi. Yani bu tür çocukları tanıyabiliyorum. Büyük olasılıkla ağır kesikleri olan bu kedilerin  başına gelen böyle bir olay. Zaten  ikinci kedim Colette'i de aynı parkta kuyruğu ve kulakları kesilmiş olarak  bulmuş, tedavi ettirip  bir daha  bırakamamıştım.

Bir de  olayın  başka bir boyutu var; kedilere  bu işkenceleri yapan, onları acımasızca katleden genç insanlar  nasıl bir ruh hali ile yetişiyorlar? Onlara potansiyel katiller ya da caniler demek çok da  önyargılı bir düşünce olur mu? Bence sorun çok büyük.. İçim yanıyor ve psikolojim bozuldu..

Ben  görevimi yapıp  emniyete ve belediyenin ilgili birimine  durumu  bildireceğim. Ancak tek başıma  bir sonuç alabileceğimi sanmıyorum. Bu konuda desteklerinizi bekliyorum.

28 Mart 2012 Çarşamba

Gerici Eğitim Yasasına Karşı Alanlardaydık!

Eğitim Sen'in Antalya yürüyüşündeydim.




26 Mart 2012 Pazartesi

24 Mart 2012 Cumartesi

Crochet at Begonvilli Ev'de yeni koleksiyonumuz: İlkbahar



Yeni tığ işi koleksiyonumuzda harika modeller paylaşılıyor. Siz de konsepte uygun modellerinizi eklemek isterseniz hemen tıklayın;

more spring collection

23 Mart 2012 Cuma

Yuva Arayanlar!

Pardon abi, biz seni boxer sandık!
 Bu  korkma hareketidir. Tekmelenmekten ya da sopadan korkma hareketi:((
Muhtemelen bebekken Boxer cinsi bir safkan cins köpek olduğu düşünülerek sahiplenilmiş ve kuyruğu kesilmiş, ama büyüdükçe kırık, yani melez olduğu farkedilince terkedilmiş bu yaramaz. Sokaklarda boynunda tasma iziyle yaşam savaşı verirken bir arabanın altında kalmış olarak bulundu, ameliyat edildi. Henüz dikişleri alınmadı, ameliyatlı bacağının da tüyleri çıkmadı ama tamamen iyileşecek bizim Boxer melezi oğlumuz. Çok şeker, hareketli, oyuncu, sevgi dolu bir can o. İnsanlarla arası çok iyi, bir yerde bağlı kalamamak şartıyla bekçilik de yapabilir. Durum çok Acil, hemen bir yuva bulmamız gerekiyor bu yakışıklıya.

İlan Tipi:   Yuva Arıyor
Cinsi:   Boxer
Cinsiyet:   Erkek
Yaş:   1-3 yaş
Şehir:   Antalya
İrtibat Telefonu:   0 506 298 07 52


ACİL! ANTALYA'DA BULUNAN HUSKY AİLESİNİ/YUVA ARIYOR !

 

Şu bakışlara bakın, sokakta kalmasın bu  güzel kız!

 
 İLKNUR HANIMIN İLETİSİDİR: "BU GÜZEL HUSKY KIZ ANTALYA'DA BULUNDU, 1 YAŞINDA BİLE YOK VE YENİ DOĞUM YAPMIŞ AMA BEBEKLERİ NEREDE BİLİNMİYOR!!

VE EĞER KAYIP DEĞİL DE TERKEDİLDİYSE DE MUHTEMELEN BEBEKLERİNİ YA EMZİRTİP, YA DA ONLARI YOK EDİP BU ANNECİĞİ ÖYLECENE SOKAKLARA BIRAKMIŞLAR.
TEK BASINA BİRKAÇ GÜNDÜR AYNI CİVARLARDA DOLAŞIYORMUŞ, KAYIP ILANI GÖRENLER YA DA KÖPEĞİNİ KAYBEDENLERE ULAŞTIRMAK İÇİN SAYFALARINIZDA PAYLAŞIRSANIZ SEVİNİRİM. TUVALET EĞİTİMLİ BU GÜZELLER GÜZELİ MASKELİ KIZ ŞU ANDA KLİNİKTE, AİLESİ BULUNMAZSA ONU SEVECEK VE HİÇ TERKETMEYECEK YENİ YUVASINA SAHİPLENDİRİLECEKTİR. KISIRLAŞTIRILMA ŞARTI İLE YUVALANDIRILACAKTIR.
YER: ANTALYA 

İlan Tipi:   Yuva Arıyor
Cinsi:   Husky (Sibirya Kurdu)
Cinsiyet:   Dişi
Yaş:   1-3 yaş
Şehir:   Antalya
İrtibat Telefonu:   0 242 321 11 14
İrtibat Telefonu(2):   0 533 391 42 32

 

Haylazlığın bu kadarı da fazla!!



Ah Colette, bizim yaramaz kızımız.Hiperaktivitesini keşfedeli çok oldu. Onu da öyle kabul ettik ve çok sevdik ama gelin görün ki her gün yeni bir sorun.. Her an tetikteyiz  anlayacağınız. Gözümüzün önünden hiç ayırmıyoruz. Biraz sessizlik olsa ''Eyvah, kim bilir ne yapıyor şu an!''diyoruz.  Çünkü o sessiz anlarda mutlaka çok meşguldür, yani bir yerleri dağıtmakla ya da bir şeyleri parçalamakla uğraşıyordur. Üstelik evin içinde girmediği delik, dolap, ulaşmadığı köşe yok. Ortalıkta taşıyabileceği bir şey bırakırsak yandık. Bir anlık dalgınlıkla bırakılmış bir yüzük, bir parfüm şişesi, çorap, kalem, ruj, tesbih, gözlük, fatura, cüzdan aklınıza ne gelirse, artık onu bir daha sağlam ele geçiremezsiniz. Bütün bunlar neyse de bazen  akla gelmez sıkıntılar yaşıyoruz. Örneğin dün, kırk yıl düşünsem  aklıma gelmeyecek bir  olay yaşadık.

Akşam geç saatlerde çamaşır şifoniyerinin en üst çekmecesini  yarıya dek aralık bırakıp çalan telefona  koşmuşum. Haylaz kız da cup çekmeceye atlamış. Ama o kadarla kalsa iyi..Çekmecenin içinde yuvarlanırken arkadaki boşluktan alttaki çekmeceye düşmüş. Öyle hareketler yapmış ki o çekmeceyi de  öne kaydırıp daha dibe düşmüş. Çekmeceler  çok kolay kayan  sistemle çalıştığı  için aynı yöntemle en alta ulaşmış.  Hiç sesi de çıkmıyor. Üstelik   çekmeceler çekince  tamamen çıkan türden değil. Yani sonuna dek çekince en sonda takılı kalıyor. Bunun  ortalıkta olmadığını  farketmeden, aralık duran çekmeceleri  gördüm. ''Allah Allah! bu çekmecelerin hepsi de niye açık''  diyorum ama hala  Colette'in içerde olduğu  gelmiyor aklıma. Yerlerine oturtmak istedim.  En üstekini kapayıp bir alttakine geçince  ''Miyauvv!''  diye ses çıkardı. O andaki  paniğimi  anlatamam. Çekmeceleri  çıkarmama olanak yok. En dipte  korkmuş  durumda ağlıyor. Şifoniyerin  arkasını  söküp  kurtarmaktan başka yolu yok ama  o da marangoz işi. Evde alet edavat yok. Kolum  sorunlu zaten. Ağlamağa başladım. En üstteki çekmeceyi sonuna dek açıp oradan  konuşuyorum  sakinleştirmek için. Derken  uzun  patileri işe yaradı. İki  ön patisi ile çekmecenin kenarına tutundu.  Ben de patileri tutmak istedim izin vermedi,  sinirlendi. Bir iki  çıkma denemesi yaptı ama  dibe düştü.Sonra '''ııığğğh!!''  diye bir ses çıkarıp  bir yay gibi gerildi ve  top  halinde kendini yukarı fırlattı. Ben  de yakaladım ama ellerim çizik içinde kaldı. İşte böyle  dostlar.. Böyle bir şey yaşadık dün akşam. Kabus gibiydi..

22 Mart 2012 Perşembe

Bugün Dünya Su Günü


Tüm dünyada  gün geçtikçe krize dönüşen ama yine de hak ettiği ilgiyi göremeyen yaşamsal  bir sorun var; canlıların temel gereksinmesi olan suyun, dolayısı ile su kaynaklarının  korunması.

Çünkü onun yoksunluğu tüm yaşam formlarının  son bulması demektir. Kirletilmesi ve azaltılması da aşamalı olarak  bu sona götürecektir.  İşte bu nedenle insanoğlu attığı her adımda öncelikle yaşadığı ortamlarda neden olduğu  kirletme, yok etme, kurutma vb  eylemlerinin nelere mal olduğunun bilincine varmalı. Kaybedilen yaşam geri gelmiyor, denge bozulduğu zaman  yeniden kurulmuyor. Bunu asla  unutmamalı.
Dünya Su Günü

 1 Milyar Kişi Temiz Suya Hasret

21 Mart 2012 Çarşamba

Üç patili masum kız artık dayak yemesin!


 Antalya Haysev'in ilanını okuyunca yüreğim burkuldu.  Çünkü özürlü hayvanların  yaşama tutunma çabalarını yakından  biliyorum. Daha uyumlu, daha sakin ve çok sevgi dolu  canlar oluyorlar.


İlanda şunlar yazıyordu:




Kepez mahallesinde çocuklar tekme savuruyorlardı ama o kaçamıyordu bile. Bir gün öncesinde gördüğümüzde müstakil evlerin kapısında bekliyordu; önce galiba oradakiler yemek veriyorlar diye düşündük ama yemek vermedikleri gibi taş atıp sopayla kovaladıklarını gördük. Köpeği bilen bir kişi doğuştan böyle olduğunu, bakan kimse olmadığını söyledi. Sendeleyerek 3 bacağıyla yürümeye çalışıyor. Asla sokakta yaşayamaz. Arabalar hızla gelirken kaçmıyor, anlamıyor. Dişi ve tahmini 6-7 aylık. Geçici olarak apartman bahçesine bağlı ama apartmandakiler onu atmadan yuva bulunması şart. Bu 3 patili masum kızımızın dayak yemeyeceği, taş atılmayacağı, karnının doyacağı ve başının okşanacağı bir yuva bulmasına lütfen yardımcı olun.

İletişim : 0 537 612 78 74

20 Mart 2012 Salı

Şehitlerimizi Uğurlarken



12 Şehidimize  Veda Töreni'ni izliyorum. Yine sözlerin yetersiz kaldığı anlar...

 Elim  varmıyor, havadan, sudan, çiçekten  böcekten  yazmaya..

Şunu  yaptım, bunu  gördüm, okudum, izledim, pişirdim  muhabbetleri  hepten  sıkıyor.

Zaman  zaman  istemeden  de olsa  yaptığım  gibi  hastalık  güncesi  oluşturmaya  ise  hiç  niyetim  yok; utanıyorum..

Yüreğimdeki sızı en korktuğum duygular olan kin ve öfkeye dönüşüyor; ne edeyim elimde değil.. Gerçi kime kızayım bilemiyorum. Gün geçtikçe  onulmaz yaralara, telafisi  olanaksız  hatalara neden olarak ülkenin canına okuyan, bir yandan da  şişine şişine ülkeyi  gönendirdiğini iddia eden  yöneticilere mi, onlara bu fırsatı veren halkıma mı?...

Aklıma  yüzlerce yıl önce dile getirilen bir söylev geliyor:

''Acele Edin ve Defolup Gidin... Oturumunuzu sonlandırmaya geldim. Meclisi yaptığınız her icraat ile kirletmenize ve şerefsizleştirmenize artık kalıcı bir son vermeye geldim. Siz ki fitneci, fesatçı, meclis üyeleri, siz ki iyi bir hükümet olmak dışındaki her şey!!Kiralık sefil yaratıklar, zavallılar, ülkenizi en küçük şahsi çıkar adına satılığa çıkaranlar; birkaç kuruş için Tanrı'ya ihanet edenler, içinizde bir parça da olsun erdem kalmadı mı? Bir parça vicdan da mı yok? Atım kadar bile dindar değilsiniz! Altın sizin yeni Tanrınız olmuş! Satılığa çıkarmadığınız bir değer de kalmadı.. Ulusunuz adına iyi bir şey düşünemez misiniz? Sizi çıkarcı sürüsü, bulunduğunuz bu kutsal meclisi, o varlığınızla kirletiyorsunuz! Tanrının kutsadığı bu meclisi, ahlak yoksunu davranışlarınızla hırsızların ini haline çevirdiniz! Halkın size verdiği yetkiyi kötüye kullandınız. Siz ki, halkın umutsuz dertlerine çare olmalıydınız. Kendiniz halka en büyük dert kaynağı oldunuz! Ama ülkeniz beni asırlardan beri temizlenmemiş bu ahırı temizlemeye çağırdı! Ve bu gücü de bana Tanrı verdi. Bu şeytan ocağını yönetmeye geldim. Vay halinize! Şimdi derhal defolun!!! Acele edin rüşvetin köleleri! Acele edin, gidin! Süslü saltanat eşyalarınızı alın ve defolup gidin!..'

Yukarıdaki söylevin sözleri, tarihte demokrasinin beşiği diye bilinen İngiltere'de söylenmiştir.. Bu sözleri sarf eden kişi, 1653 senesinin 20 Nisan günü, meclis çatısı altında kükreyerek nutuk atan General Oliver CROMWELL ... ...Ve bu nutuk tarihi şekillendiren 50 söylevden biri sayılıyor.

16 Mart 2012 Cuma

Sokakların Çileli Canları

Onlar, sokaklarda çoğu insanın farkında bile olmadığı çok büyük bir dramın sessiz kurbanları.

Kulaklarında plastik küpeleri, çoğunun tek tek sayılabilecek kemikleri, yara bere, kir içindeki  tüyleri   ve alabildiğince hüzün  dolu  bakışları ile, ürkek ürkek dolaşırlar. Hepsinin en belirgin ortak özelliği, gözlerindeki insanın içine işleyen hüzündür.




Bazıları daha da şanssızdır, dengesiz ve acımasız insanların akıl almaz işkencelerine, tacizlerine maruz kalmışlardır.

Pek çoğunun doğuştan kaderidir sokak köpeği olmak; sokaklarda doğarlar, çoğu ilk günlerde  pes eder.  Dayanamaz sokağın acımasız  koşullarına. Daha dirençli olanlar dayanırlar, onların da şansları varsa bir birbuçuk yıl gibi bir ortalama ömürleri vardır.  Ne var ki bu  ömür de çile, korku ve  sevgisizlikle  geçecektir. Hatta sevgisizlikten öte, iğrenme, istenmeme, nefret edilme  gibi en  olumsuz  duyguların  birebir hedefi olacaklardır. Öte yandan bir de sokaklarla sonradan tanışanlar vardır ki; onların dramı daha da iç acıtıcıdır. Bir hevesle ve oyuncak yaklaşımı ile, düşüncesizce  pet shoplardan alınıp  bir süre sonra  bıkılıp sokağa atılanların, yazlık beldelerde yaz boyunca bakılıp dönüş zamanı  bırakılıp gidilenlerin hali  hayvanseverleri  kahreden durumlardır. Aynı  benzer çileleri sokak kedileri de yaşar.

Ülkemizde sokak hayvanlarının durumu  belediyeler için başlıbaşına bir sorundur. Ne var ki genel yaklaşım  uzun vadeli ve onları koruma amaçlı çözümler değil onlardan kurtulma amacı ve kaygısı ile üretilen insani olmayan anlık çözümlerdir. Özellikle Antalya gibi turizm beldelerinde ilkbahar aylarında korkunç  katliamlar yaşandığını buralarda yaşayan her hayvansever bilir.

Evet, belediyelerin olanakları kısıtlı, sorun büyük ama yine de mevcut olanaklarla şimdikinden daha iyi çalışan bir sistem oluşturulamaz mı? Var olan sokak hayvanları  bakım ve tedavi merkezleri biraz  fedakarlıkla  daha iyi hizmet verir hale getirilemez mi?

Bu sorunun yanıtını  düşünmek için  tanığı olduğum bir çok olaydan en yeni olanı olabildiğince kısa aktaracağım:

Özel bir veterinerlik kliniğinde bir sokak kedisini tedavi ettirirken bir hanım  yolda görüp acıdığı bir sokak köpeğini getirmiş. Köpek şu kulağı küpeli olanlarda ve ileri derecede uyuz. Sıkı durun sevgili okurlar, köpek henüz kısırlaştırılmış ve dikişleri kan içinde. Burada  tüylerimi diken diken eden iki yanlış var; birincisi bu hayvan, kısırlaştırılmış ve yaraları iyileşmeden sokağa bırakılmış. İkincisi uyuz olduğu halde tedavi edilmemiş. Veteriner muayenesine göre  kısırlık operasyonu çok yeniydi, uyuz vakası ise başlayalı epey olmuş.

İşte durum bu. Zaten  kısırlık  operasyonu geçiren köpek ve kedilerin ertesi gün  hatta aynı gün  sokağa bırakıldığını geçen yıl  öğrenmiştim. Bunun  doğru bir uygulama olmadığını  kanıtlamak için araştırmalarım olmuştu. Kesinlikle  yaralar iyileşmeden  bırakılmamaları gerekiyordu. Sonuçta kayıtlara '' bilmem ne kadar kısırlık ameliyatı yapıldı''olarak geçiyordu ama  bu hayvanların  yüzde sekseni, doksanı  enfeksiyona açık halde sokağa gönderilmeleri nedeniyle ölüyorlardı. Bu durumun başka illerde de  böyle olduğunu bana bizzat belediye veterinerinin kendisi söyledi. Yani yapılanın  doğru bir uygulama olduğunu bu şekilde kanıtlamak istedi.

Eğer siz de ''Ne zaman insanlıktan çıktık bu kadar? diyenlerdenseniz  böyle bir çileli  yaşamın sessiz kurbanları  için  bir şeyler yapmak istiyorsanız, lütfen kendi illerinizin  sokak hayvanları bakım ve tedavi merkezlerini, eski adıyla barınakları arayıp  öğrenin;  kısırlaştırılan hayvanları kaç gün gözlem altında tutuyorlarmış. Bu süre bir hafta olmalı. eğer  operasyondan sonra hemen sokağa atılıyorlarsa lütfen aşağıdaki dilekçe örneğini yazıp mail yolu ile gönderin.

Kısırlaştırıldıktan hemen sonra sokağa(ölmeğe) bırakılan sokak köpekleri için dilekçe örneği


  Bu duruma son vermek istiyorsanız lütfen bir dilekçe de siz yazın!
Aşağıdaki dilekçe örneğini kopyala yapıştır yöntemi ile
bimer@basbakanlik.gov.tr
adresine mail olarak gönderirseniz sokaklarda kısırlık operasyonu sonrası enfeksiyon yüzünden acı içinde ölecek olan pek çok can için büyük bir iyilik yapmış olacaksınız.Dilekçenin sonuna Ad soyad, vatandaşlık numaranızı ve telefon numaranızı eklemezseniz işleme konulmayacaktır.

”Belediyelerce Kısırlık operasyonu geçiren sokak köpekleri, yaraları iyileşmeden ve uyuz vs. gibi mevcut hastalıkları tedavi edilmeden sokağa bırakılarak ölüme terkediliyorlar. Bu durumun önlenmesi için gerekli yaptırımların uygulanmasını saygı ile arzederim.”
Ad soyad
Vatandaşlık no
Tel no

13 Mart 2012 Salı

Onur'un Objektifinden

Daha fazlası burada

bohemiantirad's buddy icon










Ne zormuş bu işler:((

Yakın dostlar biliyor, kent merkezindeki dairemden taşınmak istiyorum. Cidden yoruluyorum şehrin kargaşasından.

Bir süredir şöyle sakin bir yerde  bahçeli güzel bir ev arayışındaydım. Satın almak isteği ile yola çıktık ama sonra kiralamağa da razı olduk.  En azından bir deneme süreci olsun diye..

Ne yazık ki,  bu tür evler kent dışında genellikle.. Şehir merkezinde bir dairede oturmanın da, şehre uzakça olmanın da avantajları ve dezavantajları var.  Evleri gidip gördükçe kafam karıştı. Sessizlik, doğal güzellikler beni çekerken, her ihtiyacımın yanıbaşımda olduğu ( örneğin, hastane, banka, ulaşım araçları, plaj, park, sinema, kitapçı, dişçi) bir düzene alıştığım yaşantıdan çok farklı koşullara uyum sağlamama kaygısı da beni korkuttu doğrusu.  Bu saydıklarımın hiç birisi oralarda yok. Park ve plaj konusu neyse.. Orası zaten park gibi ve plaj da  burası kadar olmasa da yakın sayılır. Kısacası dostlar, yüzde seksen  içime sinen evi buldum. Harika manzaralı, temiz havalı, bakımlı, geniş bir evceğiz. Her ne kadar ikiz villa olsa da bitişikte oturan dr beyle de tanıştık, görünürde gayet iyi insanlar. İşte bu güzel ev şehir merkezine oldukça uzak, benzersiz mimarileri ile ünlü otellerle dolu  bir semtin, seçkin sitelerinden biri. En güzel yönü de site sakinleri evcil hayvanlara antipati duymuyorlar. Sitenin bakımlı yollarında  ve villaların  bahçelerinde  dolaşan tasmalı, şirin kedicikler, köpekcikler var. Ev  bir süredir boş olduğundan bahçe biraz bakımsız kalmış ama kısa sürede düzenleteceğimden eminim. Limon ve erik ağaçları, güller umut verici. Bir de  bana göre en  önemli eksik begonviller.  En kısa zamanda begonvil ekilmeli ve balkona sardırılmalı. Genel durumu  oldukça iyi olan evde ufak tefek  onarım işleri yapılacak ve kısa sürede taşınacağız diyeceğim ama.... Ne yazık ki diyemiyorum; anne muhalefeti ile  karşı karşıyayım.. Çok uzak olması nedeni ile annem  kesin tavrını koydu. Sen de gel diyorum, ''asla evimden ayrılmam!'' diyor.  İşte durum bu.. Elimi çabuk tutup hemen sözleşme yapmazsam   evi elimizden kaçırabiliriz. Ne yapacağımı şaşırdım:((




Açlık böyle bir şey işte!!

12 Mart 2012 Pazartesi

Sepet örgü ile çok şık objeler



 Bunları nasıl değerlendirdiklerine bakalım:)




  more.(yapılışı burada)

Bu kedi süper!!!



Özellikle işini bitirdikten sonraki güya üzerini örtme hareketine  bittim:))

Evde bahar şıklığı

 Bu  porselen meyvelik, kravatlardan esinlenerek tasarlanmış. Neşeli ve hoş bir obje..


 Cam ağırlıklı yemek takımı koyu renk ahşap üzerinde çok güzel görünüyor.

 Geleneksel motifleri çağrıştıran bu çalışma  kütüphanede gayet hoş bir görüntü  oluşturdu.

 Mutfak havluları ve önlükleri için neşeli bir parça:)


 Şakayık pazardan, dantel nuh zamanından yani çeyizimden.


Bu da baharlık kahvaltı takımımızın  bazı parçaları.